78
Halit Kıvanç
Halit Kıvanç

Halit Kıvanç’ı ne zamandır anlatmak istiyordum buradan ama bir türlü nasip olmamıştı. “Bu gece oturup yazayım” dedim kendi kendime.
Bilgisayarımın klavyesindeki harflere bir bir basmaya başladım usul usul ve hata yapmamak için dikkatlice. Her paragraf sonrası okudum yazdıklarımı… Beğenemedim, içime sinmedi bir türlü. Yazdıklarım kötü sayılmazdı aslında ama o muhteşem insanı hakettiği gibi anlatmak hiç kolay değildi.
Saatler saatleri kovaladı ama ben hala içime sindirebileceğim yazıyı yazamamıştım.

Halit Kıvanç’ı tv’den, radyo’dan kısaca medyadan tanımış olmanın haricinde onunla bir kez karşı karşıya gelmiştim aslında. Bir konserimiz vardı İstanbul’da yıllar önce. Sanırım yıl 89 yada 90’dı. Bir kuruluşun organize ettiği bir etkinlikti ve bizde grup olarak sahne alacaktık. Ve grurla yazıyorum ki o konserde bizi sevgili Halit ağabey (Halit Kıvanç) anons etti ve sahneye çağırdı. Konser öncesi ve sonrasında ayAk üstü çok keyifli sohbetimiz olmuştu onunla.

Az önce tam da bu yazıdan vazgeçecekken sevgili Cengiz SEMERCİOĞLU’nun bir röportajı çıktı karşıma bir anda, internet sayfalarına bakınırken.
Başlık şöyle :
“92 yaşındaki usta spiker Halit Kıvanç anlatıyor: Şu hayattan 3 şey öğrendim”

Dedimki kendi kendime “herhalde bu bir işaret”.
Büyük usta Halit Kıvanç bu röportajda çok güzel anlatmış kendini. Bundan daha iyisi olmaz diyerek sevgili Semercioğlu’nun ve Hürriyet Ailesinin izniyle (uygun görülmezse eğer alıntıladıklarımı silme sözü vererek) yazıdan alıntılar yapmak istiyorum.

 

Cengiz SEMERCİOĞLU bu röportajı 2017’de gerçekleştirmiş Hürriyet’in Kelebek ilavesinde.

Halit Kıvanç
Halit Kıvanç

Fotoğraflar: Behlül AYDIN

* Halit Abi, bayram çikolatamı aldım, Bodrum’a elinizi öpmeye geldim…
– El öptürmem, yaşlı sanırlar…

* Maşallah çok iyi gördüm sizi, sağlığınız nasıl?
– Allah’a şükür. Şikayetlerim var ama olsun artık o kadar, yaş oldu 92. Yine de çok şükür iyiyim. Omzumda ve belimde ağrı problemlerim var. Doktorum ne diyorsa onu yapıyorum. Gelecek ay ameliyat olacağım.

* Geçmiş olsun, ne ameliyatı?
– Kalbimde pil var. 5 senede bir değişmesi gerekiyor. 5.5 sene oldu. Şimdi “Yenisini takalım” diyor doktor. Gelecek ay onu halledeceğiz.

* Her işinizi kendiniz yapıyorsunuz, merdivenleri çok iyi çıkıyorsunuz. Ne yiyip içiyorsunuz, bu kadar dinç kalmayı nasıl başardınız?
– Herkesin yediğini, içtiğini… Hiç öyle özel yemeklerim, alışkanlıklarım olmadı. Bu işin ilk kuralı, genetik. Bana da Allah’ın lütfu bu. Karım eczacı, onun da etkisi var.

FENERBAHÇELİYİM AMA TARAFTARLAR BUGÜNE KADAR HİÇBİR FALSOMU YAKALAMADI

* Halit Abi her hafta NTV Spor’da televizyon programı yapmak, NTV Radyo’da da hâlâ mikrofon başına geçmek zor olmuyor mu?
– Sevince olmuyor. Ben işimi hep severek yaptım. Tabii bu yaşa gelince bazı numaralar çekmek zorundasınız. Mesela her hafta gitmiyorum işe. Bir kere gittiğimde iki-üç program birden çekiyorum.

* Röportaja gelmeden önce Fuat Akdağ’a sordum “NTV Spor’da Halit Abi’nin programı devam edecek mi?” diye, “Edecek tabii” dedi.
– Sağ olsun Fuat’ı çok severim. Evet, devam edecek program. “Futbol Bir Aşk” küçük küçük şeylerden oluşan bir program. Çok ilginç olaylar var, seyirciye onları veriyorum. Artık hafızama güvenemiyorum, bu yüzden Mert Aydın isimli genç birini aldım yanıma. Onunla birlikte hazırlıyoruz. NTV Radyo’da da 15 sene olmuş…

* Şimdiki anlatıcılar renklerini pek gizleyemiyor değil mi?
– Gizlesinler. Gizlemek zorundalar. Siz doktorsunuz… Galatasaray’ın ve Beşiktaş’ın gollerini de aynı heyecanla anlattığım için bana BBC 5 senelik kontrat teklif etti. Yabancı dil de konuşuyordum. 5 dakika İngilizce bir bölüm sunuyordum. Bir gün Galatasaray, Fener’e 3 gol attı. Metin Oktay maçtan sonra bizim eve geldi. “Nasıl attın o golleri, bir tekme atayım bacağına da oynama!” diye takılmıştım ona.

Halit Kıvanç
Halit Kıvanç

BÜYÜKELÇİ OLMAK İSTİYORDUM

* Okulda çok çalışkan bir öğrenciymişsiniz, doğru mu?
– 5.5 yaşında başlamışım ilkokula. Ortaokul ve lisede hep iftihar aldım. Sınıf birincisiydim. Fizik, kimya ve matematiği çok sevmiyordum aslında. Edebiyatı ve yazı yazmayı severdim. Edebiyat bölümüne geçecektim ama sınıf birincisiyim bir yandan. Hocalar “Fen bölümüne gireceksin, yoksa ikmale bırakırım” dedi, zorla fen bölümüne kaydettiler. Orayı da birincilikle bitirdim. Fakat okul bitince hemen hukuk fakültesine koştum. Aslında siyasal bilgiler fakültesine girmek istiyordum. Avrupa’da elçilik yapmak istiyordum. Lakin bir zorluk oldu ve giremedim. Hayalim hariciyeci olmaktı ama hukuk okudum.

* Neden mesleğinizi yapmak istemediniz?
– Ben önce hakim olacaktım. Beni doğuda bir kazaya atadılar. Bir yere kadar araba, bir yerden sonra da bir katırın sırtında ulaştım kazaya. 3 ay orada görev yaptım. Mahrumiyet bölgesiydi. Ailemi getiremiyordum, çünkü yol yoktu. Gitmeden İstanbul’da gazetelere başvurmuştum. “Oradan aldığın maaşın fazlasını veririz, gel” diyorlardı. Hakim olmayı çok istiyordum ama İstanbul’a döndüm, gazetede çalışmaya başladım. Genç yaşta da Milliyet’te başa getirildim. Yıllarca Milliyet’te, sonra da Hürriyet’te çalıştım. Gazete ile aynı anda radyoya başladım. Hikayeler anlatıyordum. Sonra bir gün kendimi maç anlatırken buldum. Tesadüf oldu. Sonra da televizyon çıktı, televizyon sunuculuğuna başladım. Bu arada beni BBC’ye çağırdılar. 5 yıllık kontratı kabul etmedim. 1 senelik kontrat yaptım ve 1 sene dolmadan da geri döndüm. “Memleketime hizmet edeceğim” dedim.

* Şimdiki spikerlerin maç anlatımlarını nasıl buluyorsunuz?
– Artık kolay bir iş oldu. Çok rahat görülüyor televizyondan her şey. Biz radyoda anlatıyorduk. Ben görüyordum ama halk görmüyordu. Şimdiki kameralar çok yakın takip ediyor, kimin kim olduğu çok açık belli. Eskiden biz daha çok ezber yapmak zorundaydık. Şimdi gözlerim bozuldu ve önüme notlar koyuyorum. Mümkün olduğunca sahadaki oyuncuların ve hakemlerin isimlerini ikinci plana attım.

Halit Kıvanç
Halit Kıvanç

Halit Kıvanç’ın sunmadığı ünlü yok neredeyse. İşte bir ödül töreninde Türkan Şoray’la Yılmaz Güney… Yılmaz Güney ödülünü aldıktan sonra Türkan Şoray’a dönüp “Bacım ben birtakım olaylar nedeniyle yoktum burada, Türk sinemasına hizmet edemedim. Benim ödülüm de senin olsun” diyor.

* Size karşı vefasızlık var mı?
– Biri çıkıyor, kendisine büyük yardımlar ettiğim bir konuda, “Hasan ve Hüseyin olmasaydı bu işi yapamazdım” diyor. Halbuki Hasan ve Hüseyin’le yaptığı, benimle yaptığından 10-15 sene sonra! “Halit Abi ile de bir yakınlığım olmuştu” gibi bir cümle geçse memnun olurum tabii. Ben kendi adıma bana dostluk göstermiş birinin adını anmadan geçemiyorum.

* Geleceğin Halit Kıvanç’ı kim olur sizce?
– Ben bunu söylemiyorum. Geleceğin Halit Kıvanç’ı, kendi isimlerini yıllar içinde hakkıyla taşıyan kimse o olur.

* Hayattan öğrendiğiniz en önemli üç şey nedir?
– Bir; insan evinde eşiyle mutluysa hayatını büyük ölçüde mutlu geçirir. Beni yaşatan karımdır. İki; iş hayatında çok iyi bilmediğim şeyleri yapmamaya çalışmışımdır. Üçüncüsü de; her şey parayla çözülmez. Eğer insanın kalbini kazanmışsan o insanın büyüklüğünce sen de mutlu olmuşsundur. Ben dargın olmayı hiç sevmem.

* Hayattaki en büyük mutluluğunuz nedir? 62 yıllık evliliğiniz mi?
– Çalışkan bir talebe olup okulu bitirmek, üniversiteye gitmek, işim, evliliğim… Karım eczacı. Babası çok kıymetli bir öğretmendi. Birçok konuda karımla aynı şeyleri seviyor değiliz ama hiçbir zaman birimizin daha az sevdiğini öteki daha az sevmiş değildir. En azından onun kadar sever görünürüz. Mesela eşimin futbola ve spora ilgisi yoktu. Ama benimle birlikteyken o da memnun olurdu. Başarılı işler yapmamda karımın çok büyük rolü var. Kültürüyle ve sabrıyla.

* 62 senede hiç ayrılık noktasına geldiğiniz oldu mu?
– Hayır. Bir şeyden dolayı; aramızda bir sıkıntı olursa susmayı tercih ederiz. Kavga etmeyiz. 1955’te evlendik. Bazı durumlarda duygularımızı birbirimize uyarak gösteririz.

Halit Kıvanç
Halit Kıvanç

5 YAŞINDAYKEN ATATÜRK’E EL SALLADIM

* Siyaset, din konularını konuşmuyorsunuz ama Atatürk hakkında konuşursunuz değil mi?
– Atatürk’ü nasıl konuşmam… Atatürk’ün Cumhuriyet’i, Atatürk’ün Türkiye’si diyorum ben yaşadığımız vatana. Ben 5 yaşındayken Fatih’te, kütüphanenin oradaki yolda arabalara bakardık. Bir gün bir otomobil geçiyordu. Durdurdular. Arabada biri vardı, bize el salladı. Mustafa Kemal Atatürk’tü el sallayan. Yanında İran şahı vardı. Hatta “O adam niye arabada ayakta duruyor” diye şaşırmıştık. Meğer adam 1.95 boyundaymış! Atatürk’ü kaybettiğimiz gün okuldaydım. Cenazesine karnesi en iyi olan 10 kişi götürülecekti. Biri de bendim. Cenazeye gittim. Gülhane Parkı’nın bir tarafından vapur iskelesine kadar kortejle cenazeyi götürdük. İsmet Paşa’yı da makamında gördüm. Hatta karısının getirdiği kahveyi içtik. Sonrasında diğer cumhurbaşkanlarıyla da sohbetim oldu. Politikasını sevmediğim, partisine inanmadığım adama da önümü ilikleyip saygı gösterdim.

* Cumhuriyet’le yaşıtsınız…
– Neredeyse. Çok sayıda cumhuriyet etkinliğini takdim ettim. Ben 20 sene 23 Nisan Çocuk Şenliği’ni sundum. En mühimi, ilk başladığı sene TBMM’ye gittik. Orada çocuklara İstiklal Marşı’nı söylettim. Başbakan olsaydım da ben söyletecektim.

* 23 Nisan eskisi gibi kutlanmıyor artık…
– Ne yazık ki eski heyecanı yok ettiler. Şimdi beni çağırmıyorlar bile.

* Yazları genellikle Bodrum’da mısınız?
– Yaşı benden küçük bir arkadaşım Bodrum’da inşaat yapıyordu. “Sana da oradan ev vereceğiz” dedi. “Deli misin!” filan dedim. Sonra hanımla beraber geldik, tatil yaptık burada. Denizi filan hoşumuza gitti. Bu söylediğim 30-40 sene önce oldu. Ardından Bodrum’a gelmeye başladık. Sonra da arkadaşımın yaptığı inşattan ev aldım. Bu ev beni çok canlandırdı. Yazları koşup gelirim. Günün büyük bölümünde balkonda olurum, karşımdaki denizi seyrederim. Milyar kilometre geliyor deniz bana. Denizi seyretmek beni çok dinlendiriyor.

AVUKATLIĞI BIRAKTIRAN OLAY

Avukatlık yaptığım süreçte genellikle alacak verecek davalarına girdim. Girdiğim üç davada da hakim beni konuşturmadı ya da alacaklılar paralarını tahsil etti. Konuşmama gerek kalmadı. En son girdiğim davanın sonunda el kaldırıp hakimden söz istedim. Hakim “Ne oldu avukat bey, müvekkilinizin cezalandırılmasını mı isteyeceksiniz, parayı namuslu olarak teslim ettiği için?” dedi. Şaştım kaldım. Çıkışta direkt baroya gittim ve avukatlık ruhsatımı bıraktım. “Beni konuşturmayan meslekte işim yok” dedim, spikerliğe geçtim.

 

Turgay Asan
turgayasan@gmail.com


Like it? Share with your friends!

78

What's Your Reaction?

Şaşkın Şaşkın
8
Şaşkın
Üzgün Üzgün
36
Üzgün
Berbat Berbat
32
Berbat
Geyik Geyik
28
Geyik
Kızgın Kızgın
24
Kızgın
Komik Komik
20
Komik
Aşk Aşk
17
Aşk
O NE! O NE!
8
O NE!
Cool Cool
36
Cool
RoXeD

Editör | Yazar

0 Comments